www.toothfriendly.com Diş Dostu Hakkında Dişler Yolunda Ana Sayfa
 
Dünün Deneyimli Oyuncusu Bugünün Uzman Aromaterapist Adayı Ayşe Tolga

Ayşe Tolga’yla röportajımız tam bir rastlantıydı. Yaşama açılan pencere köşemiz için uzman aromaterapist İpek Çaldemir’le yaptığımız röportaj esnasında Ayşe Tolga’nın İpek Hanım’dan aromaterapi dersi aldığını ve bu alanda çok güzel projeleri olduğunu öğreniyoruz. İpek Hanım’ın da yardımıyla hemen Ayşe Tolga’yla diyaloğa geçiyor ve randevu koparmayı başarıyoruz. Röportajımız esnasında tamamen farklı bir kariyer yolunda ilerleyen Ayşe Tolga görüyoruz. Bize bir tüyo veriyor. Röportajın ilerleyen bölümlerinde tüyoyu sizde öğreneceksiniz merak etmeyin. Bu aralar oldukça yoğun çalışıyor. Eski oyuncu, bugünün uzman aromaterapist adayı Ayşe Tolga ile dünü, bugünü ve hayalleri üzerine sizinde beğeneceğiniz çok hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Ayşe Tolga kimdir? Seni kısaca tanıyabilir miyiz?
9 Haziran 1973 tarihinde İstanbul’da doğdum. Çocukluğumdan itibaren hep güzel sanatlar eğitimi aldım. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik-Cam bölümünden mezun oldum. Daha sonra Studio Oyuncuları’ndan Şahika Tekand’dan oyunculuk eğitimi aldım. Bir oyunumuz sırasında Şehnaz Tango filmi için seçmeler yapıldı. Seçmelere katıldım ve kazandım. Şehnaz Tango, benim için mihenk taşlarından biridir. Son iki senedir kendime bambaşka bir kariyer ediniyorum. Aromaterapi, doğal terapiler, masaj, parfüm ve SPA alanlarında eğitim alıyorum.
Aromaterapiye ilgin nasıl başladı?
Kokulara ve çiçeklere çok meraklıydım. Çocukluğumda; herkes annesinden bebek ister ben çiçek istermişim. Çiçekleri çok seviyorum, doğayı çok seviyorum. Bu birazda genetik bir şey. Benim babaannem Ayvalıklı. Çiçeklere çok meraklıydı, evde yasemin çiçekleri yetiştirirdi. Yaseminleri su dolu tabağın içine koyardı. Ben de arkadaşlarıma kolonyalar yapar, küçük lavanta torbaları hazırlardım.

İpek Çaldemir’le ne zaman, nasıl tanıştın?
Aromaterapi alanında araştırma yaparken İpek Çaldemir’e rastladım. İpek Hanımı 8–10 sene öncesinden tanıyorum. Türkiye’de aromaterapi alanında uzman bir tek İpek Çaldemir var. Aromaterapistim diyen insanların araştırdığınızda pek bir eğitim almadığını görüyorsunuz. İpek hanım bu alanda en iyi hocalardan eğitim almış biri. İpek Çaldemir, bu yola baş koyduğumda bana yardımcı olan insanların başında geliyor. Benim ilk niyetim SPA açmak. O yüzden İpek Hanım’a gittim. Sonra hocam oldu. Aromaterapi eğitimi aldım. Saatlerini, günlerini ayırdı bana. Kitap, hoca ve yurt dışındaki eğitim konusunda çok yönlendirmeleri oldu.
Ne kadar zamandır bu alanda eğitim alıyorsun?
İki senedir yurt dışında eğitim alıyorum. İnternet üzerinden online eğitimle bitkisel sağlık ve beslenme alanlarında da eğitimler alıyorum. Hem eğitim alıyor hem de kendi oluşturduğum bir marka üzerinde çalışıyorum.
Bir marka üzerinde çalışma fikri nasıl ortaya çıktı?
Bu projeye atılmam babamın hastanede olduğu döneme denk geliyor. Babam kanserdi ve ben ağrılarının dinmesi için ona lavanta kolonyasıyla masaj yapardım. Onu ne kadar rahatlattığını gördüm. Babamı kaybettikten sonra hastalığın zihinde bittiğini anladım. Ondan sonra aromaterapiye yöneldim. İlk kendimi iyileştirmeyle başladım. Benim hem kendimden hem de dünyadan kopuk bir yaşantım vardı. Kendi iç bünyemi tanımaya ilk yogayla başladım. Evrendeki her şeyin bir bütün olduğunu ve benimde bu bütünün bir parçası olduğumu anladım. Kozmetiğe hep bir ilgim vardı zaten. Kullandığım ürünlerin içeriğini merak etmemle her şey başladı.


Markandan bize bahseder misin?
Cilt ürünleri, organik kumaşlardan hazırlanmış gecelikler, havlular, kokular, aromaterapik karışımlar, çay setleri gibi doğal kozmetik ürünlerini içeren bir marka olacak. Markanın ismi de Aisha. Aisha; Ayşe’nin tüm dünyada bilinen hali ve İngilizce yazılışı. Türkiye’ye baktığımızda kozmetik alanda bizi yurt dışında temsil edecek bir markanın olmadığını görüyoruz. Dünyanın en pahalı parfümü kabul edilen gül yağı Türkiye’den çıkmasına rağmen ne aromaterapi, ne doğal kozmetikler ne de parfüm üzerine önemli çalışmalar olmadığını görüyoruz. Osmanlıdan gelen bir parfüm anlayışımız olmasına rağmen Türkiye’de bu alanda çalışmaların olmayışı beni üzüyor. Benim asıl hedefim ülkemizi yurt dışında temsil ederek, bu alandaki boşluğu tamamlamak.
İlk adımlar nasıl atılacak?
İlk olarak hazırladığım ürünlerimi görücüye çıkartacağım bir dükkân açacağım. Bebek’te açmayı düşünüyorum. Eylül 2007’ye Aisha’nın tüm çalışmalarını yetiştirmeye çalışıyorum. Türkiye’nin çok güzel bir yükselişi var. Ben çok sık yurt dışına çıkıyorum. Eskiden Türkiye’yi küçük görüyorlardı, bugün ise bizi merak ediyorlar. İstanbul’u çok merak ediyorum, mutlaka görmek istiyorum diyen çok kişi tanıdım. İşte ben tam da bunu yakalamak istiyorum. Aisha ile sadece kendimi ön plana çıkartmayacağım, kadınları çalışmaya teşvik edecek projelerde olacak. Aisha ürünlerini ve ambalajlarını kadınlara yaptırarak kadınları destekleme kurumlarına destek vereceğiz.
Aisha ürünlerinin farkı ne olacak?
Öncelikli olarak ürünlerimin hiçbirinde kimyasal esans kullanmıyorum. Alkol karışımları oldukça düşük, %100 esansiyel yağlar kullanıyorum. Bunun yanı sıra Aisha ürünleri asla hayvanlar üzerinde test edilmiyor ve hiçbir hayvansal ürün kullanılmıyor. Çünkü onlar bizim dostumuz diyoruz. Aisha sizi ve hayvan dostlarımızı önemsiyor diyoruz. Bu dükkâna girdiğiniz andan itibaren siz de kendiniz için iyi bir şey yaptığınız duygusuna kapılacaksınız. İlk kendini iyileştirmeyle başladın bu işe.


Peki, kendin için neler yapıyorsun?
2001 senesinden beri et yemiyorum. İyi bir insan olmak yolunda ilerliyorsan yediklerinle önce başlamalısın. Sıkı bir Türk kahvaltısı yaparım. Ekmeğimi evde kendim yaparım. Mevsim meyvelerinden hazırladığım meyve sularını içerim. Manava gidip taze nane, taze kekik, taze zencefil alır, kaynatır içerim. Bir de gün içinde mutlaka en az 2 litre su içerim. Çok aşırı tatlı tüketen biriydim. Şimdi sadece gerçek kakaodan yapılan çikolatalardan yiyorum. Ayurvedik ya da Çin tıbbına baktığınız zaman çok şeker yemenin getirdiği en büyük zararlardan biri, şekerin karaciğeri zorlamasıdır. Karaciğerin zorlanması, öfke, kızgınlık, pişmanlık gibi duyguları beraberinde getiriyor. Ben 28 yaşıma kadar böyle bir dairenin içinde yaşadım. Ben farkında olmadan canım tatlı yemek istediği için tatlı yedim, ondan sonra öfkeli davranışlar sergiledim, sinirli davranışlar sergiledim, ondan sonra pişman oldum. Çok hiper yaşayan biriydim. Ya çok mutluydum ya da çok mutsuzdum.


Peki, bu kadar tatlı tüketen biri olarak dişlerin ne durumda?
13 yaşında dişhekimine gittiğimde ağzımda 11 tane çürük 2 tane kanal tedavisi vardı. Sonra implant yapılmaya karar verildi. Yapılmaması gereken her şey yapıldı. Hatta şimdiki doktorum beni İsviçre’deki implantoloji kongresinde vaka olarak sundu. Yanlış implanttan sonra bir dişimi kaybettim, diğer bir dişi de kaybetmek üzereyim. Şimdiki doktorum bu konuda uzman. İşin ilginci 1985 senesinden beri aynı dişle uğraşıyoruz. Yani 22 sene oldu. Buradan da diş sağlığının ne kadar önemli olduğunu fark ediyoruz. İlk önce ağız kokusuyla başlıyor, sonra bademciklerinize iniyor, bademcikleriniz kan dolaşımınızı etkiliyor, kalp atışınızı etkiliyor. Karaciğerinizi etkiliyor, akciğerinizi etkiliyor. Özellikle beyninizi etkiliyor.
Kısaca yeni hayat felsefen nedir?
Ben yeni hayatımı kendim yarattım. Bugünkü kariyerimi, hedeflerimi kendim hazırladım. Elinizde olmayan şeylerde vardır tabiî ki. Ben 2 senedir bir felsefe sınıfına katılıyorum. Geriye baktığımda kendimde gördüğüm en büyük değişiklik bana kötülük yapan insanları düşmanım olarak görürdüm. Şimdi şunu öğrendim. Her şeyi sevmeyi öğren, özellikle düşmanlarını. Çünkü sana en büyük dersi onlar veriyor. Onlar düşmanın değil aslında, onlar senin önüne çıkan fırsatlardır. Hayvanları çok sevdiğiniz belli oluyor,
onlar için katıldığın çalışmalar var mı?
Yaklaşık 2,5 senedir barınak gönüllüleri ve hayvanları yaşatma derneği üyesiyim. Çok büyük organizasyonlar düzenledik. Geçtiğimiz sene 14 Nisan’da bu yıl 7 Nisan’da Ankara’da çok büyük yürüyüşler düzenledik. Hem hayvanları koruma hem de halkı bilinçlendirme adına, hayvan sevgisini arttırmak adına bu yürüyüşleri yaptık. Sokakta yaşayan sahipsiz hayvanların aşılandırılması, kısırlaştırılması, onların barınaklarının çok iyi şartlara getirilmesi gibi organizasyonlarda yer alıyorum. Önce en küçük zararsız varlıkları sevmekle, biraz daha merhametle, şefkatle yaklaşmaya başlarsanız o zaman bütün toplum değişecektir diye düşünüyorum. Röportajda emeği geçen Uzman Aromaterapist İpek Çaldemir’e ve değerli vaktini bize ayıran Ayşe Tolga’ya Diş Dostu ekibi olarak çok teşekkür ediyoruz. Osmanlıdan gelen bir parfüm anlayışımız olmasına rağmen Türkiye’de bu alanda çalışmaların olmayışı beni üzüyor. Benim asıl hedefim ülkemizi yurt dışında temsil ederek, bu alandaki boşluğu tamamlamak. 2001 senesinden beri et yemiyorum. İyi bir insan olmak yolunda ilerliyorsan önce yediklerinle başlamalısın. Bana ne iş yapıyorsun diye sorduklarında aromaterapistim diyorum ve bunu söylerken bile çok büyük zevk alıyorum. Arkama baktığımda kendimde gördüğüm en büyük değişiklik, önceleri bana kötülük yapan insanları düşmanım olarak görürdüm. Şimdi şunu öğrendim. Herşeyi sevmeyi öğren, özellikle de düşmanlarını. Çünkü sana en büyük dersi onlar veriyor. Onlar senin düşmanın değil aslında, onlar senin önüne çıkan fırsatlardır.

  Diş konukları arşivini görmek için tıklayın.