|
|
 |
Dudak-Damak Yarıklarında Takım Çalışması Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde
de en sık görülen doğumsal anomali dudak-damak yarıklarıdır (DDY). Her 1.000 doğumdan birinde rastlanan dudak yarığı erkeklerde daha sık görülürken her 2.500 doğumdan birinde rastlanan damak yarığı
ise kızlarda daha sık görülmektedir. Diğer doğumsal anomalilere oranla çok daha fazla görülmesine rağmen dudak-damak yarıklı bireylerin bütünsel tedavileri ülkemizde her zaman
istenilen düzeyde başarıyla yapılamamaktadır.
Bu durumun birçok sosyoekonomik nedeni
olmasının yanı sıra bu tedavilerle ilgilenen kamu ya da özel sektörde, multidisipliner çalışma
gruplarının çok az hatta bütün ülke içinde sadece birkaç tane olması en temel sorundur. Multidisipliner çalışma kavramını kullanırken bu konuyla ilgili birçok disiplinin birlikte çalışması
yani bir takım çalışması kastedilir.Aslında bizim burada söz ettiğimiz “takım çalışması” kavramı, klasik multidisiplin sözcüğüyle
açıklanamaz. Çünkü bu kavramda birden
fazla disiplinin varlığı söz konusudur fakat
bunların birbirleriye nasıl bir ilişki içinde oldukları belirsizdir. Dudak-damak yarıklı bireylerin
tedavilerinde rol alan bütün disiplinlerin,
hastanın doğumundan tedavinin bitimine kadar (planlamadan başlayarak, tedavinin bütün
aşamalarında) birlikte interaktif bir şekilde çalışması gereklidir. Bu nedenle bu tür takımlara
“interdisipliner çalışma grupları” adını vermek daha doğru olacaktır.Dudak-damak yarıklı bireylerin tedavilerinde
yukarıda söz edilen temel sorunun yanı sıra ülkemizin diğer bir büyük sorunu da hem hekimlerin
hem de ailelerin bu konuda çok az bilgi
sahibi olmalarıdır. Dudak-damak yarıklı bireylerin
takım çalışmasıyla yürütülen tedavilerinin
başarılı olabilmesi için takım içinde olmayan
fakat bu tip hastalarla karşılaşma olasılığı yüksek olan diğer hekimlerin de bu konu hakDiğer
doğumsal anomalilere oranla çok daha fazla görülmesine rağmen dudak-damak yarıklı bireylerin “bütünsel” tedavilerinin her zaman istenilen düzeyde yapılabilmesi için takım çalışması esastır. kında asgari bilgiye sahip olması gereklidir.Bu yazının amacı hem bu takımların içinde hem de dışında olabilen biz dişhekimlerine dudak-damak yarıklı bireylerin tedavilerinin temel aşamalarını kısaca hatırlatmaktır.İnterdisipliner çalışma gruplarında genelde 2 temel grup vardır:• Hekimler• Hekim olmayan uzmanlarHekim grubu da temel olarak 2 ana gruba ayrılır.• Tıp hekimleri• DişhekimleriTakımdaki tıp hekimleri, dudak-damak yarıklı
bireyle karşılaşma sırasına göre (daha doğum
öncesi ultrasonografi incelemelerinde) kadın-doğum ve hastalıkları uzmanı ve/veya radyoloji uzmanı ile başlar. Gelişen tıbbi görüntüleme
teknikleri sayesinde dudak-damak yarıklı embriyolar artık daha rahat tespit edilebilmektedir.
Fakat bu gelişme farklı bir etik tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Anne adaylarına sorunlu bir bebeğe sahip olacakları söylendiğinde farklı tepkiler (düşük yapma isteği
vb.) gelmektedir. Bu yüzden bu bilginin saklı kalmasını isteyen uzmanlar olduğu gibi, bu bilginin aile ile paylaşılmasını hatta mümkünse
anne karnında cerrahi girişim yapılmasını
savunan uzmanlar da vardır.Doğum sonrası pediatrisi ve hemen sonrasında
plastik ve rekonstrüktif cerrah takıma katılır.
Eğer bir sendromla birlikte dudak-damak yarığı
söz konusu ise takıma genetik uzmanı, nörolog
ve sendromun tipine göre diğer tıp uzmanları
dahil olur. Daha sonra tedavinin çeşitli
aşamalarında kulak-burun-boğaz hastalıkları
uzmanı takıma katılır. Bütün tıp hekimleri, tedavi süresince hem dişhekimleri ile hem de diğer uzmanlarla interaktif şekilde çalışmaları yürütürler. Farklı ülkelerde farklı uygulamalar olmakla birlikte genelde tıp hekimleri arasındaki
koordinasyonu plastik ve rekonstrüktif cerrah yürütür.Dudak-damak yarıklı bireylerin tedavi takımındaki
hekim grubunun diğer bölümünü de dişhekimleri oluşturur. Dişhekimliği pratiğinde
en sık rastlanan doğumsal anomalilerin başında
olan dudak-damak yarıkları, doğrudan ağız bölgesini ilgilendirmesi açısından dişhekimliğinin
birçok disiplinini ilgilendirmektir.Doğum sonrası bebekle ilk karşılaşan dişhekimleri
genellikle ortodontistlerdir. Daha sonra
pedontist, periodontolog, ağız cerrahı, implantolog,
protez uzmanı ve gerektikçe diğer dişhekimliği disiplinleri de takıma katılır. Bu uzmanların uyguladıkları bazı tedavi biçimleri,
kendini yetiştirmiş dişhekimleri tarafından da yapılabilmektedir. Bununla birlikte dudak-damak yarıklı bireylerin tedavileri klasik dişhekimliğinden
farklı deneyimlere gereksinim duyduğundan, bu konu birikim sahibi dişhekimleri
tarafından yürütülmelidir. Takım içinde
yer alan dişhekimleri arasındaki koordinasyonu
genellikle ortodontistler yürütür.Dudak-damak yarıklı bireylerin tedavi takımında
hekimlerin dışında diğer uzmanlar da görev alır. Bunlar konuşma tedavisi uzmanları,
pedagoglar ve sosyal görevlilerdir. Hekim dışı uzmanlık dallarından olan sosyal görevlilerin
henüz ülkemizde olmayışı sebebiyle bu açığı hekimler kapatmaya çalışmaktadır.Bu üçlü takımı tamamlayan önemli unsurlardan
biri de aslında ülkemizde şu ana kadar bir örneği bile olmayan aile dernekleridir. Aslında
bu dernekler birçok ülkede dudak-damak yarıklı çocukları olan veya kendileri dudak-damak yarıklı olarak doğan bireylerin kurduğu bir çeşit çıkar gözetmeyen bağımsız organizasyonlardır.
Dudak-damak yarıklı bir bebeğe sahip olmak
bir aile için baş edilmesi zor ve büyük bir travmadır. Hatta bu durum Türkiye’deki büyük
aile yapısı söz konusu olduğunda bütün sülale için bir utanç kaynağı bile olabilmektedir.
İşte bu durumlarda aile yardımlaşma dernekleri
büyük önem taşımaktadır. Hekimler ve diğer uzmanlar dudak-damak yarıklı bireylere bir hasta olarak davranmakta, tedaviye yoğunlaşırken
aileler özellikle anneler ile yeterince ilgilenememektedir. Damdan düşen Nasreddin Hoca’nın “Bana tabip değil, damdan düşen birini
getirin” sözünde anlatıldığı gibi bu dernekleri
kuranlar aslında damdan düşenlerdir. Aileler arasındaki bu ilişkilerin tedaviye de olumlu etkiler yapacağı açıktır. Zira ailenin iş birliği olmadan ideal bir tedavi ve sonuç almak
mümkün değildir. Özellikle bölgeleri arasında
sosyoekonomik uçurumlar bulunan bizim
gibi gelişmekte olan ülkelerde dayanışma dernekleri daha da önem kazanmaktır.Yazımızın sonunda kısaca dudak-damak Dudak-damak yarıklı bir bebek dünyaya geldiğinde bebek öncelikle pediatrist tarafından
incelenir ve durumun herhangi bir sendromla
ilgili olup olmadığı araştırılır. Eğer olgu bir sendromun parçası olarak oluşmuş ise ilgili
hekimlerden konsültasyon istenir. Var olan durum herhangi bir sendromla ilgili değil ise bebeğin temel sorunu olan beslenme durumu değerlendirilir. Bu tip bebeklerde özellikle çift taraflı dudak-damak yarıklılarda emzirme büyük
bir sorundur. Hatta biberonla besleme bile kolay olmamaktadır. Bu yüzden bebeğe mümkün
olduğu kadar erken beslenme plağı yapılması
gerekir. İşte bu aşamada tedavi takımındaki
ortodontist devreye girer. Beslenme plağı ile daha kolay beslenebilen bebek artık her ay bir kez bütün takım tarafından tekrar değerlendirilir
ve gelecek tedavi aşamaları planlanır.Beslenme plakları çok çeşitli olmakla birlikte
pasif ve aktif olarak temel olarak 2 grupta toplanırlar: Pasif olanlar var olan durumu korumakta
ve bebeğin beslenmesini kolaylaştırmaktır.
Aktif olanlar ise hem alveoler segmentleri düzenlemeyi hem de var olan burun deformitelerini
birincil ameliyat öncesi hafifletmeyi amaçlamaktadır.Uygun kan tablosuna ve yeterli kiloya ulaşan
bebeğe plastik ve rekonstrüktif cerrah tarafından
dudak onarımı girişimi yapılır. Bebekler
genelde bu girişime ilk 3-4 ay arasında hazır
olurlar. Dudak onarımı sonrası 1 ya da 2 hafta sonra bebeğin damak ameliyatına kadar kullanacağı yeni beslenme plağı ortodontist tarafından
yapılır. Bir yıl boyunca ortodontist tarafında
takip edilen bebeğin 12-14 aylık dönemde
damak onarımı yapılır.Daha sonraki dönemde süt dişlerinin sürmesinin
(2-3 yaş) tamamlanmasıyla devreye pedontistler girer. Bu tip çocuklarda hijyen sorunları sıklıkla şiddetli çürüklere neden olduğundan
çeşitli koruyucu dişhekimliği uygulamaları
pedodontist ya da bu konuda yetkin
bir dişhekimi tarafından yapılmalıdır. Bu zaman diliminde konuşmaya da başlayan çocuk,
konuşma tedavisi uzmanı tarafından incelenir.
Anatomik bir nedenden dolayı konuşma
sorunu yaşanıyorsa plastik ve rekonstrüktif
cerrah tarafından ikincil onarımlar gerçekleştirilir.Dudak-damak yarıklı çocuklarda çoğunlukla
üst çenede darlık ve ön-arka yönde yetersizlik
görülür. Bu durum 5-7 yaşlar arasında belirgin bir hale gelir. Bu ortopedik sorunlar ortodontist tarafından çene genişleticiler ve yüz maskeleriyle tedavi edilirler.Çocukların sürekli köpek dişleri sürmeden, durumun şiddetine bağlı olarak ağız cerrahları
veya plastik ve rekonstrüktif cerrah tarafından
yarık alveoler bölgelere kemik greftleri, uygulanır.11-13 yaşlar arasında sabit ortodontik tedaviler
tamamlanarak bireylerin düzgün bir diş dizisine
ve kapanışına kavuşması sağlanır. Fakat bu tip çocuklarda büyük çoğunlukla yarık bölgelerdeki
dişler eksik olmaktadır. Ortodontik tedavilerle her zaman bu boşlukların komşu dişlerin bu bölgelere kaydırılması ile kapatılması
mümkün olmamaktadır. Bu yüzden bu bölgelerin yapay dişlerle geçici olarak tamamlanması
gerekir. Ortodontik tedavi sonrası protez
uzmanı veya genel dişhekimi tarafından geçici
protezler yapılır.Kalıcı protezler ise büyüme-gelişim evresi sonrası yine aynı ekip tarafından uygulanır. Eksik
diş bölümleri klasik protezlerle tamamlanabileceği
gibi çeşitli implant uygulamaları da bir çözüm olabilir.Dudak-damak yarıklı birey genç-erişkin yaşa ulaştığında eğer gerekli ise kozmetik amaçlı küçük burun ve dudak girişimleri geçirir.
Bu uygulamalar genelde bireye uygulanan son girişimlerdir. Bu tedavi zamanlamasına tam olarak uyulamadığında veya çok ağır olgularda ideal tedavi yaklaşımı, erişkin yaşa ulaşıldığında
üst çenenin ileri alınması için ortognatik cerrahi
işlemi uygulanmasıdır.Dudak-damak yarıklı bireylerin topluma sağlıklı ve üretken bir birey olarak katılması için tedavi takımının hem interdisipliner bir yöntemle çalışması hem de çağdaş bilgilerle sürekli
donanmaları gereklidir. İşte bu yazının da amacı bu konuyla ilgilenenlere kısaca temel yaklaşımları hatırlatmak olmuştur. |
|
|